Güneş Batar Ay Doğar

GÜNEŞ BATAR  AY DOĞAR

Güneş batar, Ay doğar,
Karanlık devam etmez.
Bir nur zulmeti kovar,
Bu dünya böyle gitmez.

Her inişin bir çıkışı,
Bahar izler her kışı,
Suların bir akışı,
Bu suya perçin tutmaz.

Yine Güneş doğacak,
Yine sabah olacak,
Nur zulmeti kovacak,
Bu gün yarın fark etmez.

Elimde rehber Kur’an,
Odur bizi kurtaran,
Vur davula mehterận,
Bu şarkı burda bitmez !…

Rabbim bırakmaz darda,
Bir gün düşecek perde,
Zalimin bastığı yerde,
Yağmur yağmaz, ot bitmez…

Güneş doğmaya başlar,
Ayılacak sarhoşlar,
Yarasalar, baykuşlar,
Bir daha böyle ötmez…

(1999)

BEKLENEN NESİL

Delikanlım haydi nerede kaldın ?
Hani ya yangını söndürecektin ?
Sen de mi dünyaya, oyuna daldın ?
Akan göz yaşını dindirecektin…

Şu ağlayan senin bacın değil mi ?
Acıları senin acın değil mi ?
Ak saçlı ninen duậcın değil mi ?
Ümit ateşini yandıracaktın…

Alarak gücünü şanlı mậziden,
Fatih‘ten, Yavuz’dan, Orhan Gazi’den,
Gülbankı titreten çelik pazıdan,
Feleği tersine döndürecektin…

Ateşe atsalar Nemrutlar seni,
Tutup kaldıracaksın bu yüce dini,
Gel artık , haydi bekletme beni,
Bu yükü omzuna bindirecektin…

Yıldızlarda mı, bulutlarda mısın ?
Her sabah tüllenen umutlarda mısın ?
Ahiret eksenli boyutlarda mısın ?
Göklerden İsa’yı indirecektin…

Şöyle bir irkil, doğrul yerinden !..
Volkanlar gibi kükre derinden..
Kahramanlık sende irsi pederinden,
Düşmanı köşeye sindirecektin…

(1998)

GEL

Bir nesil bekliyoruz,
Kalk yiğidim, kalk da gel !..
Asırlar oldu yeter,
Şafak vakti çık da gel !..

Hizmet için yurduna,
Şu milletin derdine,
Dönüp bakma ardına,
Gemileri yak da gel !..

On dördünde Ay gibi,
Küheylan bir tay gibi,
Gerilmiş bir yay gibi,
Şimşek olup çak da gel !…

Dayan civậnım dayan,
Gerçek olacak rüyận,
Şafak sökmeden uyan,
Bir lav olup ak da gel !..

Civan boylum, nur yüzlüm,
Küheylanım, ay gözlüm,
Delikanlım, gül benizlim,
Boyuna bir bak da gel !..

(1998)

GELSİN

Ne bilsin bu yolda yậd eller bizi,
Gelsin, bizi bilen yậrenler gelsin !..
Gönlümde azatlık, içimde sızı,
Sıdk ile bu yola girenler gelsin …

Bu yol çilelidir, cefậkar ister,
Dậvậya gönülden vefậkar ister,
Her şeyi verecek fedakậr ister,
Ömrünü bu yolda verenler gelsin…

Bu yolda yer yoktur kine, kavgaya,
Yüz elim olsa da yetmez dậvậya,
Gönlünü açacak sonsuz sevdậya,
Muhabbet gülleri derenler gelsin …

Girecek ateşe, koşarcasına,
Kabaran ırmak gibi coşarcasına,
Basacak, bir taşa basarcasına,
Benliği yerlere serenler gelsin…

(1999)

GÖNÜL ERLERİ

Biz gönül erleriyiz,
Aşk gibi yolumuz var.
Hakk ’ın askerleriyiz,
Bükülmez kolumuz var…

Küfrü getirdik dize,
Koca dünya dar bize,
Ne sorarsan sor bize,
Susmayan dilimiz var…

Volkan olur akarız,
Şimşek gibi çakarız,
Uçar, arşa çıkarız,
Nurdan düldülümüz var…

Dünyayı neyleriz biz,
Tefekkür eyleriz biz,
Dilsiz de söyleriz biz,
Konuşan hậlimiz var …

Ariflerin peşinden,
İçtik nur çeşmesinden,
Dostun aşk bahçesinden,
Solmayan gülümüz var …

(1998)

BAK

Petekteki mühürlere,
Ballardaki birliğe bak !..
Irmaklara, nehirlere,
Göllerdeki birliğe bak !..

Gözündeki perdeyi çek ,
Her şey yalan ; O ’dur gerçek,
Yaprak yaprak, çiçek çiçek,
Güllerdeki birliğe bak !..

Yağmur yağar, şimşek çakar,
Sular O ’na doğru akar,
Bütün yollar O ’na çıkar,
Yollardaki birliğe bak !..

Bak dağlara, bak  taşlara,
Desen desen nakışlara,
Çiçek açmış ağaçlara,
Dallardaki birliğe bak !..

Her simậya vurmuş mühür,
Dikkat ile bakan görür,
Her şey O ’ndan haber verir,
Mallardaki birliğe bak !…

( 1995 )

SENİ HAKKIYLA BİLEMEDİM

Hayat verdin ağaçlara, taşlara,
Kanat taktın uçmak için kuşlara,
Akıl verdin şu akılsız başlara ;

Yıllar geçti, ömrüm bitti, dedim ah !…
Ben seni hakkıyla bilemedim, eyvah !…

Oysa bu dünyaya niçin gelmiştim ?
Şu dünyaya balıklama dalmıştım,
Hayatın gayesi bunu bilmiştim;

Yıllar geçti,ömrüm bitti, dedim ah !..
Ben seni hakkıyla bilemedim eyvah !…

Ben senin nuruna bakan bir gözdüm,
Yıllarca hep senin mülkünde gezdim,
Ben seni görür de yine bilmezdim ;

Yıllar geçti,ömrüm bitti, dedim ah !..
Ben seni hakkıyla bilemedim eyvah !…

Hakkıdır, yerden yere çalsam başımı,
Fırat Nehri gibi döksem göz yaşımı,
Kendi ellerimle diksem mezar taşımı ;

Yıllar geçti,ömrüm bitti, dedim ah !..
Ben seni hakkıyla bilemedim eyvah !…

(1994)

GÖRMÜYOR MUSUN ?

Sen nesin, dünyaya niçin gelmişsin ?
Her akşam kendine sormuyor musun ?
Bu dünyaya balıklama dalmışsın,
Bir bir ölenleri görmüyor musun ?

Gökte Güneş bile emrini dinler,
O ’na doğru akıp gidiyor günler,
Birazcık düşünen her şeyi anlar,
Kafanı birazcık yormuyor musun ?

Bakıp da Güneşi görmeyen kördür,
Görüp de anlamamak daha da zordur,
Her şeyin mutlaka bedeli vardır,
Beş vakit huzurda durmuyor musun ?

(1993)

SEN ADAM OLAMAZSIN

Sen Allah’ı bilmezsen,
Sen adam olamazsın …
O ’nu candan sevmezsen,
Sen adam olamazsın …

Ene ’yi kırmadıkça,
Hüve ’yi görmedikçe,
Hakk için vermedikçe,
Sen adam olamazsın …

Uzak durma, gel beri,
Kur ’an gibi rehberi,
Sevmezsen Peygamberi,
Sen adam olamazsın …

Mide dolu, kafa boş,
Sünger beyinli sarhoş,
Havuç burunlu hoşhoş,
Sen adam olamazsın …

Bir taş attım Hasan’a,
Ha Hasan’a , ha sana,
Sen sana anlasana,
Sen adam olamazsın …

(1997)

GEÇTİK

Biz bu yola düşeli,
Mayınlı telden geçtik.
Karlı dağlar aşalı,
Geçilmez yoldan geçtik.

Aktık aktık durulduk,
Bir sevdậya vurulduk,
Ballar balını bulduk,
Petekten, baldan geçtik.

Sarpa sarınca yollar,
Darda kalınca kullar,
Geçit vermiyor çöller,
Sahradan, çölden geçtik.,

Bağları , bostanları,
Köşkleri, mestậnları,
Koyduk gülistậnları,
Goncadan, gülden geçtik.

Şu dünyanın yükünü,
Koy malını mülkünü,
Düşünsene ilkini;
Servetten maldan geçtik.

Güneş içime doğsun,
İçim, dışım nur dolsun,
Damlalar sizin olsun,
Deryadan, gölden geçtik.,

(1999)

NİSAN YAĞMURU

Cemre düştü toprağa,
Yağ, Nisan Yağmuru yağ !..
Güneş vurdu yaprağa,
Yağ, Nisan Yağmuru yağ !..

Yere, Güneş’e, Ay’a,
İçime doya doya,
Gönlümü nura boya,
Yağ, Nisan Yağmuru yağ !..

Taş yürekli dağlara,
Bahçelere bağlara,
Susamış dimağları,
Yağ, Nisan Yağmuru yağ !…

İçimde bir kor ateş,
Sanki içimde Güneş,
Sen ki zemzemlere eş,
Yağ, Nisan Yağmuru yağ !..

Boynu bükük çiçekler,
Kundaktaki  bebekler,
Hasretle seni bekler,
Yağ, Nisan Yağmuru yağ !..

Mis kokulu buhardan,
Gelsin ezeli nurdan,
Nur damlasın yağmurdan,
Yağ, Nisan Yağmuru yağ !..

(2001)

GERÇEK HUZUR

İslam’da gerçek huzur,
Beşer Kur ’an ’a muhtaç…
Şimdi nerdesin ey nur ?
İnsanlık sana  muhtaç !..

Özden kopmuş curuflar,
Ruhsuz ruhsuz güruhlar,
Kanı çekilmiş ruhlar,
Taze bir kana muhtaç !..

Şefkat yüklü sinende,
Dostluk, kardeşlik sende,
Yollar kesişir dinde,
Kalpler imậna muhtaç…

Yarasalar, baykuşlar,
Ayık gezmez sarhoşlar,
Yerden Güneş!i taşlar,
Akla, irfana muhtaç !..

( 1999 )

TERENNÜM EDER

Çağlayan sularda dinledim seni,
Irmaklar hep seni terennüm eder.
Gün doğar, Ay batar dinler emrini,
Şafaklar hep seni terennüm eder.

Baharda tüllenir renk, desen desen,
Yağmurlarda sen varsın, rüzgarlarda sen…
Senin meltemindir içimde esen,
Topraklar  hep seni terennüm eder.

Bülbüller zikreder, güller titreşir,
Çiçekler raks eder, dallar titreşir,
Senden bahsederken diller titreşir,
Yapraklar hep seni terennüm eder.

Her şeyin üstünde mührünü gördüm,
Hayretler içinde secdeye vardım,
Nakış nakış çiçeklere diyordum ;
Bayraklar hep seni terennüm eder.

(2001)

EY  NEMRUT

Ey Nemrut ! Sen ki kaç masumun kanına girdin,
Şimdi, sen de onlar gibi sürünüyorsun …
Hazreti İbrahim’i ateşe verdin ?
Yaptıklarından pişman gibi görünüyorsun …

Hazreti İbrahim kaç defa kapında durdu,
Sabırla, sana doğru yolu göstermek için.
O ’na iman edenler göklere yükseliyordu,
Sen ise yerin dibine batıyordun, niçin ?…

Sarayında saklambaç oynuyor ecinniler,
Sen azap çekiyorsun taşlaşmış cesedinle…
Üstünde geziniyor, şimdi kim bilir kimler ?
Yürekler hoplatırdın nemrutlaşmış sesinle…

(1999)

YOLUN YARISI

“Yaş otuz beş , yolun yarısı” demiş adamın biri,
Galiba, yetmiş yıl yaşayacağını hesap etmiş.
Heyhat!Yolun sonuna gelmiş, adamın yok haberi,
Meğer, birkaç yıl geçmeden adamcağız vefat etmiş…

(2000)

KAVAKLAR

Kavaklar, şu uzun, ince kavaklar,
Uçuşuyor, sarı sarı yapraklar;
Ölüm, her an geliyorum diyor da,
Yine de anlamıyor, şu ahmaklar!….

(2000)

RÜZGAR

Beni de bindirsen kanatlarına,
Uçsam, uçsam Arz ’ın öbür ucuna…
Binsem rüzgậrın beyaz atlarına,
Binsem de yükselsem Başak Burcu’na…

Bazen müjdeler getiren bir bậd-ı sậbậ,
Bazen sabahlara kadar kükreyip duran.
Sen misin içimdeki meltem acaba ?
Kaldırıp insanı yerlere vuran !…

Sen ki dans ettiren  kum taneciklerine,
Yapraklara şarkı söyleten sensin…
Issız çöllerde derinden derine,
Kayaları inletip, ağlatan sensin…

Bazen de yolumda bir deli rüzgậr,
Sinsice döşemiş tuzaklarını….
Rüzgậrlarda ölüm ürpertisi var,
Gezdirir ensemde  dudaklarını !…

(1993)

YANMAYINCA

Demir bile ham demirdir,
Ateş ile yanmayınca.
Ha elmastır, ha kömürdür,
Cevher adı konmayınca …

Sensin Rahim, sensin Rahman,
Sensin Gafur, sensin Gufrận,
Günahlarım sanki umman,
Tövbe ile yunmayınca.

Bir mum gibi yanmayınca,
Mecnun olup dönmeyince,
Suyun kadri bilinir mi ?
Susayıp da kanmayınca …

( 1998 )

SAN’AT

San’at manat diyorlar,
Bilmezler nedir san’at ?
San’atkậr geçiniyor,
Üç beş tüysüz hayvanat …

Haberi yok san’attan,
İlậhi saltanattan,
Muhteşem kậinattan,
Bir şậheser kậinat !…

( 1998 )

MÜRTECİ

Bana mürteci diyen,
Kaç asır geridesin…
Ben çağla yarışırken,
Sen hậlậ yerindesin…

Ben ileri, sen geri,
Geçirdik devirleri,
Adem devrinden beri,
Hep şer üzerindesin.

Ey gerici, ey yobaz !..
Laf ebesi hokkabaz !..
Fikir yoksunu, bağnaz !..
Cehậlet devrindesin.

Battıkça batıyorsun,
Her telden ötüyorsun,
Sen hậlậ yatıyorsun,
Oldukça derindesin …

Merdiven kurdum Ay’a,
Gidip, geldim uzaya,
Sen hậlậ yerde yaya,
Midenin derdindesin.

( 1999 )

HAYKIRACAĞIM

Beyhude uğraşma, beni susturamazsın,
Sen sus dedikçe, ben haykıracağım !..
Yurdumda bana zincir vuramazsın,
Prangaları bir bir kıracağım !..

Ne banka soydum ben, ne kıydım cana,
“Düşünce suçlusu” diyorlar bana,
Düşünmek suç mudur, sorarım sana ?
Bir gün ben senden hesap soracağım !..

Her şeyi keyfince tutamazsın,
Her fermanı bana okutamazsın,
Suları tersine akıtamazsın,
Azgın sulara perçin vuracağım !..

Ben ki söylüyorum diriliş marşı,
Mazlumun feryadı titretir Arş’ı,
Senin o tükenmez zulmüne karşı,
Kaleler gibi dimdik duracağım !..

( 1998 )

DURDURUN SAVAŞLARI

Dünyaya gelmez huzur,
Silahlar susmadıkça !…
Ne de savaşlar durur,
Zalimi asmadıkça !…

Durdurun savaşları,
Söndürün ataşları;
Analar ağlamasın,
Akmasın göz yaşları !..

Firavunlar, Nemrutlar,
Dimdik ayakta putlar,
Yıkılır mı tağutlar,
Boynuna basmadıkça …

İndirin şu başları,
Susturun sarhoşlar ;
Gelinler ağlamasın ,
Akmasın göz yaşları …

Sonu gelmez savaşların;
Surdaki şu kuşların,
Baştaki sarhoşların,
Sesini kısmadıkça …

Surdaki şu kuşları,
Susturun baykuşları;
Nineler ağlamasın,
Akmasın göz yaşları.

( 1997 )

SONSUZLUĞA ERENLER

Bu diyậrdan göçtüler,
Bu kapıdan girenler.
Kanat açıp uçtular,
Sonsuzluğa erenler.
Geçti, geçti bu dünya,
Bitti artık bu rüyậ,
Serap dolu bir hülyậ,
Aldanmasın görenler.

Nura girdinse eğer,
Bir ậnı cihan değer,
Gerçek, ölmezmiş meğer,
Hakk yolunda ölenler.

Ne verirsen o kalır,
Eksilmez, hep çoğalır,
Bir verirse, bin alır,
Allah için verenler.

Halis Müslüman onlar,
Yiğit, pehlivan onlar,
Gerçek kahraman onlar,
Zulme göğüs gerenler.

( 1997 )

MENEKŞE

Issız dağ başında bir mor menekşe,
Rüzgậra karşı gülümsedi durdu.
Açılıp kapandı, kaç gün kaç gece,
Ufukta bir misafir bekliyordu.

Melekler göz kırptı, uzaktan ona,
Yıldızlara döktü duygularını.
Her akşam bir adım yaklaştı sona,
Bu yüzden kaçırdı uykularını.

Kuş uçmaz, kervan geçmez doruklarda,
Mor dağların mor çiçeği menekşe.
Al al pembesi akseder sularda,
Tatlı tatlı tebessümü Güneş’e.

Ve derken dalına bir bambus kondu,
Okşadı çiçeği kanatlarıyla.
Menekşe bal dolu kaseyi sundu,
Bambusa karşılık yanaklarıyla.

( 1997 )

ÖLÜM

Ne zaman virậne  bir şehir görsem,
O anda aklıma sen geliyorsun.
Ne vakit ölüler yurduna varsam,
Bir taşın üstünden yükseliyorsun.

Her yerde benimle gezip dolaşan,
Hậyậlin üstümde bir böcek  gibi.
Bir gölge gibi peşimden koşan,
Bir anda kanımı emecek gibi.

Yine bir cenaze geçti yolumdan,
Yine bir adım daha yaklaştım sana.
Kaçıp da kurtulmak var mı ölümden ?
İnsan ölmek için gelmiş cihậna !..

( 2003 )

CEMRE

Cemre toprağa değil; gönlüme düştü cemre,
Çiçekler tomur tomur, derdimi deşti cemre !…

( 2001 )

KARINCA
Karınca deyip geçme ; bu yolda bir karınca,
Dağlardan büyük olur, hedefine varınca …

( 2001 )

ŞAİR

Ben ki, çilekeş bir milletin mahzun şậiriyim,
Ağlarım, gam çekerim, ben ki onlardan biriyim …

( 2000 )